AĞAT

İlk bulunduğu yer olan Sicilya`daki Achates Nehri, taşa adını vermiştir. En sevilen takı ve tedavi taşlarından biridir. Değişik renk tabakalarından dolayı, jeologların da ilgisini çekmiştir. Güç ve zenginliği garanti altına almak ve nazardan korunmak için Romalılar Agat yüzükler takarlardı.


Isı ile taşın rengi güçlendirilebilir. Bir geleneğe göre Akik özellikle toprağın korunmasında çok önemlidir. Roma­lılar taşı tılsım olarak yüzük parmaklarına takarlardı. 2000 yıldır bilinen taşa olan inanç Viktoria döneminde doruğa ulaşmıştır.

 

Oğlak ve Boğa`ya irade gücü verir. 

 

Kırmızı Agatlar özellikle Kök ve Hara Şakralan`nı etki­lerken, Mavi Agatlar Boğaz Şakrası`ndan omurgamızı etki­ler.


 

Renk : Krem-bej, kırmızı-kahve ve gri-mavi

Sertlik : 6,5-7

Formül: Si02 + Al,Ca, Fe, Mn

 

 

Agatlar Kalsedon grubundandır ve volkanik bölgelerde soğumuş lavların, volkanik kayaç boşluklarında iç duvarlarda tabakalar yaratarak oluşurlar. Bileşimindeki değişik element­ler Agatlara farklı renklerini verirler.


Bir hayli sert bir taş olduğundan, çok değişik formlarda işlenmeye müsaittir.


 

Değerli taşlarla tedavide Akiğin çok önemli bir yeri var­dır. İç organlarımızı özellikle de cinsel organlarımızı ve böy­lece de ürememizi etkiler. Bundan dolayı hamilelikte bebeği koruması için devamlı taşınmalıdır.


Yaralanmış veya pürüzleşmiş ciltlerlerde, böcek sokma­larında ve cilt enfeksiyonlarında, direk cilde temas etmesi su­retiyle faydalı olur.


Vücudumuzdaki (kan ve lenfler gibi) değişik dolaşım ve si­nir sistemlerinin sağlıklı seyretmelerini sağlar.


Hasta veya yorgun gözlerde, akikleri göz kapağının üze­rine koyarak, dinlenmek gerekir.

 

 

Ruhsal alanda da akik tüm büyüme ve olgunlaşma süre­cimizi etkiler. Planlarını ve fikirlerini gerçekleştirmek iste­yenler, bu taşı daima yanlarında taşımalıdırlar.


Akik kendine güveni güçlendirir ve kararsızlıkları dağı­tır. Aynı zamanda bu taş, taşıyanının kendi iç benliğine ula­şıp, benliğini güçlendirerek, dış oluşumlara daha fazla kon­santre olunmasını sağlar.